Teyze-yeğen otoyolda ilerliyor. Önlerinde giden tankerin arkasındaki DANGER yazısı teyzenin gözüne çarpıyor ve şu yorumu patlatıyor;
-'Allah'ın akıllısı, TANKER yazacağına DANGER yazmış'
Ana-oğul televizyon izlemektedir. O anda ekrana Aydın ve Fatih Ürek gelir... Anne, oğluna dönüp şunu der;
-'Ben bunları çok severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor, terbiyeli çocuklar.'
Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıklara bakıp;
-'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
-'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'
İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından:
-'Evde mi bıraktım acaba?'
Ve lise yıllarından bir anı;
Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
-'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı.
Komşusunun marifetini de biri şöyle anlatıyor;
Aniden fenalaşan annelerini hastaneye götürdüler. Yarım saat sonra doktor;
-"Maalesef annenizi kaybettik" deyince, doktoru bir güzel dövdüler... O arada da bağırıyorlardı;
- nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!' diye